Follow by Email

29 Mayıs 2012 Salı

altıüstükediköpek


Nisan bebeklerini büyütmeye çalışırken

Mayıs bebeklerimiz de  dünyaya geldi 

Sahibinin terk ettiği Nazlı  6 yavru dünyaya getirdi
Canım bir hayli sıkkın:(
Kediler bir şekilde ayakta duruyor da
Köpeklerin hali  gerçekten içler acısı..
   Sorumsuz  ve vicdansız sahibi  tarafından
bir eşya gibi satın alındı
aklı sıra
çoğaltıp 
 çok para kazanacaktı
Ama evdeki hesap çarşıya uymadı...
Çiftleşme başka bir cins ile zamansız olunca
 hop..bir çöp gibi
arkasına bile bakmadan
 Nazlı kızı başından attı


Gözlerinde kocaman korkular,
Yüreğinde  terkedilmiş olmanın dayanılmaz ağırlığı
ile  birde doğum yaptı Nazlı:(
                     


ALLAH BÜYÜKTÜR
VERİR ELBET RIZKINI







25 Mayıs 2012 Cuma

Bayan Durkovic'in evi



Bayan Durkovic benim  komşumdu..
70 li yaşlarda  uzun boylu
hem deniz hem toprak insanlarına has,
yaşını göstermeyen vücudu
egenin iki yakasından izler taşıyan karakteristik ses ve aksanıyla uyum içindeydi.
Şehirde herkesi tanır ve tanınırdı

Ölen eşinin mezarına hiç gitmediğini duyduğumda şaşırmıştım
elini kalbinin üzerine koymuş o hep burada zaten demişti
Kocasından aldığı emekli aylığını her şeyin üstünde tutar
her maaş günü onu minnetle dualarla anardı.
Öylesine kanaatkar ve küçük mutlulukların insanıydı

Daha taşındığım anda birbirimize hemen kaynaşıvermiş
yarım saat içinde de:)) kasabanın bütün gelmişini geçmişini  kendisinden öğrenivermiştim
Ailesinin Midilli'den küçük bir kayıkla ve bir sandık eşyayla  gelme hikayesini
mübadil torunu olmanın merakı ile defalarca dinlemiş,
asker abisinin uçağı düştüğünde anacığının saçlarını yola yola
şehri bir baştan başa koşarak  garnizon kapısına dayanmasını anlatırken birlikte ağlamiştık.
Ada şivesiyle
-İşlenirsin be çocuk yapayım sana bir yorgunluk kahveciği  içelim karşılıklı
diye seslenişi hala kulaklarımdadır...
Kahvemin falına bakar
parsel parsel arsacıklar,devlet kapısından şapkalı adamların getirdiği bembeyaz kağıtçıklar, (her zaman gelen şişman postacıyı tarif eder)hemen kapının eşiğine kadar gelmiş ama bir türlü içeri girmeyi beceremeyen tomar tomar paracıklar ve yılan,akrep biçiminde kuyumu kazmaya çalışan bilumum insancıklar o kücücük fincanın içinde beni bekler dururdu:)
İlk soğuklar başladığında bahçeme zeytin odunları fırlatır
üşütmeyesin oğlancığı derdi
Kapımın eşiğine konulan bir şişe zeytinyağı
bazen bir kavanoz zeytin olur
bazen de bahçesinden topladığı ekmek ayvaları duvarıma dizilirdi
Eli açık kendi küçük dünyasında olabildiğince cömertti

Bayan Durkovic'i 25aralık 2007 de sonsuzluğa uğurladık
Evi geçen seneye kadar boş kaldı
O artık yoktu...
Ama ondan kalanlar,
yani eşyaları evin içinde olduğu için midir ?
bilemiyorum..
Tuhaf bir şekilde
bana hala orda yaşıyormuş  gibi gelirdi
Ev ne zaman kiraya verildi.....
Birden her şey yabancılaştı gözümde
Bahçesine bir daha hiç girmedim
Ve bu kış bizi birbirimize bağlayan tahta merdiveni de kırıp sobada yaktım

 BAYAN DURKOVİC'İN AZİZ HATIRASINA

..
Egeye has eski mimari özellikleri taşıyan bu ev
iç içe geçmiş üç oda ve bir mutfaktan oluşur
Hem mutfaktan hemde salondan girilen iki ayrı kapısı vardır
Tavanları yüksektir ,ferahtır
Tam bir yaz evidir anlayacağınız


Sadece özel günlerde açılan misafir odası
Yerden tavana ahşap dolaplarla,raflarla dolu provence mutfağı(ne yazık ki resimler  çok kötü ışıkta çekildiği için koyamıyorum)
1960 lardan kalma koltuklara kendi elleriyle işlediği yastıklar
örtüler,sandalye minderleri,üzerinde yan gelip yattığım divanlar
yeşil beyaz boyalı pancurlar
zeytin odunları
Midilli'de bırakılan çiftliklerin konakların hikayeleri
ve kahvecik falları
çokk uzak birer anı oldular şimdi
sevgiyle saygıyla özlemle anıyorum

Kimi kaneviçe kimi  rengarenk yünlerden
Kendi elleriyle işleyip  ördüğü yastıklar





divanlar...
ah.. o divanlar

 hangimizin evinde yoktu ki
en güzel sohbetler onun üzerinde yapılır
en güzel uykulara orada yatılırdı





üçyüzaltmışbeşgün rüzgarlı 
çamaşırları beş dakikada kurutan geniş balkon
ağaçların ardında deniz var

brokar kumaşlı yaylı kanape
1960 lı yıllarda misafir odalarının kraliçesi  olan bu güzelliği hatıra olarak almadığıma pişmanım






PRENSES nam-ı diğer hırsızlar kraliçesi
Bayan Durkovic'in mutfağının kadrolu hırsızı
... yüzündeki sevinç ifadesine dikkat...eski günler aklına gelmiş olmalı ki nasıl da keyiflenmiş zilli

Bir keresinde kadıncağızın bir kangal sucuğunu çalmıştı
Durkovic kediyi her gördüğünde sanki hadise beş dakika önce olmuş gibi 
ne çaldın be sucukcuğumu diye sitem edip dertlenir
 yanında biri varsa( Prenses için sıradan bir iş olan) çalınan sucuğun hikayesini
 ilk günkü heyecanla uzun uzun anlatır  ve böylece olay güncelliğini hiç yitirmezdi 


Ve.. bu sucuğun hatırası kedide de derin  izler  bırakmış olmalı ki 
Prenses bayan Durkovic'in cenaze törenine katılıp aileden biriymiş gibi son görevini yerine getirdi
Onca kalabalığa  rağmen  iki sandalye arasına konulan tabutun altında tören boyunca sessizce  bekledi.Ne miyavladı ne de bütün kapılar açık olmasına rağmen eve girmeye çalıştı
.Hatta ihtiyar  bir kuzen uğursuzluktur diye Prensesi ormana kadar bir kaç sefer kovaladı.Üzüntülüydüm ama tutucu ihtiyar akrabaların ve Prensesin  hallerini gördükçe içimden kahkahalar atmak geliyordu.Her defasında geri geldi ve ne zaman baktıysam onu orda tabutun altında gördüm Bu benim için çok özel bir anıdır...





 Egeye has demir  pancurlar
kapatamadığında bana seslenir 
.ben arkadan iterken kendisi içerden çekerek
 zar zor çengelini takardık

Bayan Durkovic'in tahta sandalyeleri
Dört adet olup pembeye çalan bir renkleri vardır
Oldum olası tahta sandalyeleri severim
Bn.Durkovic'in Baba Evi




evin ormana açılan kapısı



nnnnnn





23 Mayıs 2012 Çarşamba

dut faslı

Fırtına ağaçtaki bütün dutları yerlere dökmüş durumda.....
Bir kaç senedir yılda bir kez yaptığımız 
dut toplama merasimini zemin ve hava muhalefeti yüzünden uygulayamayınca
Ani geliştirdiğim pratik uygulamayla ağaçtan  bir tabakta olsa dut toplamayı başardım.
Ama daha önce geçen senenin görüntüleri ile,
Geleneksel  tarzda dut nasıl toplanırmış ve nasıl yenirmiş uygulamalı  görelim

                                             GEÇEN SENE BU ZAMANLAR

Çarşaf benzeri büyükçe bir örtü dutların muhtemel düşmesi planlanan alana serilir
     İkinci aşamada uzunca bir sopa  ve sopayı kullanacak güçlü kuvvetli bir kişi bulunur.. Ekonomik olması sinir sabır ve dayanıklılık açısından daha önce denendiği için evin babası tercih nedenidir:)Bu kişi  sopayla dut dolu dalları sallayarak meyvelerin örtünün üzerine  düşmesini sağlar (ki genellikle dutlar o örtünün üzerine düşmezler ve siz örtüyü sürekli  düşmesi muhtemel tarafa  doğru çekiştirirsiniz)
Üçüncü aşama örtü üstüne dökülen dutları yeme faslıdır ki işin  püf noktası budur
Çünkü genellikle dutlar silkelenirken  örtünün hemen yanında 
 yemek için sabırsızlıkla bekleyen birisi  daima  bulunur...
Sizler için ben seve seve konu mankenliği yapıyorum..Yoksa başka bir amacım yoktur:)




Ama ....o gün örtünün kenarında sabırsızlıkla bekleyen biri daha vardı ki....???
İzleyelim...











Ve gelelim bugün kullandığım pratik  dut toplama yöntemine
Bahçe masasının şemsiyesini ters çevrilip dutları içine silkeledik.İç bükey ve çok hafif olması toplamada büyük kolaylık sağladı..Tavsiye edilir



SEVGİYLE KALIN
DUT FASLI BURADA BİTTİ.
SENEYE GÖRÜŞÜRÜZ

22 Mayıs 2012 Salı

singing in the rain/bahçede

Gene Kelly in yağmur altında bir elinde şemsiye uçarak ayaklarını tıpıtıp tıpıtıp  diye ahenkle birbirine  vurarak dansettiği yağmuru romantizmin ayrılmaz bir parçası olarak tanıdığımız o günler çok uzaklarda mı kaldı:(
Yoksa yağmurların ahengi mi bozuldu...
Nerdeyse on gündür yağmur yağıyordu
Kediyi köpeği güvenli ıslanmayacakları yerlere götürüp getirmekten haşat oldum
Çünkü öyle bir yağıyor ki ne kulube ne de yuva dayanıyor
Midilliden lodosla bir patladımı  evin içinde bile güvenli değilsiniz
Sağolsun Egenin evleri ölene kadar tamir sloganıyla yapıldığı için
Ne pimapen ne çatı bu yağmura  vız geliyor
Banyonun tavanından bile bir delik bulmuş  tıp tıp damlıyor
Dozunda yağmur güzeldir
Ortalığa saçılan yeşil ışıltıyı,ormanın  üzerine sinmiş küçük sersem bulutları ve toprağın parfümünü severim
Heyhat son yıllarda öyle çisil çisil bir yağmura daha rastlayamadım
Maya etkisi mi ne
Ya tufan  ya da yaz boyu süren kuraklık
Neticede
Yağmur yağdı ama orantısız güç kullandığı için
Yolduğum bütün otlar bir gecede büyüyüp dahada arsız bir şekilde eski yerlerini aldılar
Bahçe amazon ormanlarına taş çıkartır hale geldi
Soylu bitkilerim:) yabanların arasında kaybolup gittiler
Çaresiz  kaderimse yolarım deyip ot yolma ekzersizine devam edeceğiz


.Durmaksızın yağmur yağıyor  aklım bahçedeki
 100 yıllık  kargo sandığında
 eve sığdıramadığım için göz göre göre
çürüyecek........kendime kızıyorum:((





Güneşi gören açılıp saçıldı
Duvar dibine öylesine diktiğim papatyalar bahçenin en güzeli oldular

PRENSESİM GÜNEŞLENİYOR
Hikayesi bir kaç satıra sığmaz...İlerde uzun uzun anlatacağım
Foto çektiğimi hemen çaktı pozdan poza girdi.
Zaten anlamadığı ne var ki:)

Üç silahşörler
Her an her yerde  hep yanımda



Dut ağacı boyunca
Dut yemedim doyunca
Ağaç dut doluydu ama fırtına  ve yağmur hepsini yerlere sermiş durumda

Nar ağacı çiçekleniyor
Bence en görsel ağaçlardan biri


Ağaç diplerinde  tohumdan yetişmiş minik gülibrişim ağacı  fideleri  buldum ve hemen ektim
İki sene önce ektiğim küçük bir ağaç oldu bile



Sağdaki resimde devasa  gülibrişim ağacını görmektesiniz
Bu ağaçtan savrulan çekirdek tohumlar çimlenip fide oluyor
Çok güzel kokan bir ağaç,dünyada da biliniyor










ÇEŞMİGÜLÜN AĞIZ YAPISINA BAYILIYORUM.ALT ÇENE BİRAZ İÇERİ KIVRIK MİYAW POZUNDA
SURATI ÇOK HOŞ BİR HAL ALIYOR
NE YAZIK Kİ SESİ YOK..YANİ SESSİZ MİYAVLAYAN BİR KEDİ












13 Mayıs 2012 Pazar

.........................oh mami evi......................................


70lerde duymuştum ilk bu şarkıyı
Oh mami oh mami oh mami mami blue diye devam eder  muhteşem vokalleriyle çocuk yaşta bile beni mest ederdi .Annemin evine gittiğimde hani mami (mammy) anne demek ya uydurup kaydırıp sözlerini değiştirip yarı türkçe yarı ingilizce isteklerimi dillendirmede bu şarkının çok faydası olmuştur .Çünkü ne yana baksam oh mammy house gözlerimi kamaştırır.Zira bu ev benim  için  gerçek bir hazinedir.Her bir köşesinden neler çıkmaz ki..Ama en hoşuma giden yıllar önce anneme aman bundan bıktım artık at sat ne yaparsan yap diye verdiğim bir kıyafet,örtü ve ya aksesuarın annemin evinin bir yerlerinden tekrar karşıma çıkıyor
olmasıdır.Çünkü çoğunlukla verdiğim eşyaları unutmuş ve yıllar sonra bir bavulun içinde bulduğumda 
BEN..aaa mami bu ne güzel bir şey nerden aldın ?
kullanmıyorsan bana verebilirsin  dediğimde 
ANNEM.. a benim sersem sepet kızım bu  senin yıllar önce bana at diye verdiğin fular,tişort,kolye.vs...
Bu diyalog sık yaşananlar listesinde bir numaradır 
Her ziyaretten bavullar dolusu önce göz koyulup sonra da oh mami denilerek bana hibe edilmesi sağlanan bir sürü ıvır zıvırla dönerim.Misal kasım 2011 de sırtımda gitarla ve el çantası ile çıktığım yolculuktan 4 bavul 2 sepet 4 koli(devasa) dönmüşlüğüm, otobüs şirketine gelin çeyizi taşıyorum hadi darısı başınıza gibisinden alaturka özlü laflar ederek bagajımı ellettirmeden bizzat korunaklı hale getirerek  yolculuğumu keyifli hale getirmişliğim vardır.
Özetle....
ben toplayıcıyım
mami  saklayıcıdır
ee ne de olsa anne kız durumları biz bize benzeriz:)

Ne zamandır annemin evini  yayınlamak istiyordum.Son gittiğimde bir sürü resim çektim kırptım biçtim sonra da tek bir tuşa basarak yok etmeyi başardım.Çok özenerek çektiğim resimlerdi...Ama püfff bi anda gitti.Sonra alelacele çekilmiş bir kaç poz hepsi bu işte....
Bilenler bilir anne evi fotoğraflamak kolay değildir
Her yerde bi dolu eşya olur..
güzel  eşyaların yanında anlamsız objeler
kıyıda köşede sevmediğimiz  yığıntılar olur...

AMA İÇİNDE ANNEMİZ OLDUĞU İÇİN  PAHA BİÇİLEMEZ BİR YERDİR ORASI

YÜREĞİMİZİN HER ZAMAN GÖTÜRDÜĞÜ TEK GERÇEK YER ANNEMİZİN EVİDİR

SENİ SEVİYORUM ANNE

İYİ Kİ ANNEM OLMUŞUN

SENİNLE YAŞLANMAK  HARİKA BİR ŞEY

DAHA NİCE ANNELER GÜNLERİNE BİRLİKTE ERMEMİZ DİLEĞİYLE

TÜM ANNELERİN ,TÜM KADINLARIN ANNELER GÜNÜ KUTLU OLSUN

İŞTE KIYIDAN KÖŞEDEN BİR ANNE EVİ/oh mammy house
bu iki sandalye aşırılacaklar  listesinin başında
maminin haberi yok:)

keza  yemek odası takımının camekanlı vitrini
benim gelecekteki kütüphanemdir
maminin haberi var:)

koltuklar her gece yatmadan elden geçecek yastıklar kabartılacak
arslan yattığı yerden belli olur:) özlü sözü annemin favorileri arasındadır ve sık sık  yüzümüze karşı söylenir

Pencerenin önündeki  koltuklarda annemle karşılıkl kahvemizi içeriz
Sehpaları , masaları örtüsüz görmek mümkün değildir
Adeta bir zorunluluktur
Bense ıııh  pek sevmem yani olmasada olur


Melekli avizeyi çok severim.Eskidir.Şimdilerde yeniden moda oldular
Çok severim çokk...
Maminin haberi yok


Örtü,kristal vazo çiçekler( ve bir kaç vazo daha:))
klasik bir anne evinin vazgeçilmezleri  arasındadır

Anne evlerine yakışıyor ama değil mi?

Ve şimdi huzurlarınızda evin kraliçesi
 göz  alıcı süslemelerle bezenmiş 150 yıllık ata yadigari yatak..
Çocuklara evlenirken birinize verelim diyoruz  ama kimse istemiyor
Kıymet bilmez şeyler n'olcak
BEN :Bana ver anneciğim bana ver
 hu  huuu
 benim ben
eşyalarında gözü olan kızın:)


Bu yatakta yatmayı çok seviyorum ama bir yandan da düşmekten korkuyorum
Eski yataklar neden yüksek olur???..


Aynadan yüksekliğini  daha iyi görebilirsiniz
Normal yatağın bir misli daha yüksek
Düşersen vay haline:(((

Misafir yatağının başlığı
Duvardaki puzzle kuzen-gelinin hediyesi

Mamimin elleriyle yaptığı patiska perdeler

VE BU PENCERENİN ARDI
Pencerenin arkasında böyle bir manzara var işte...Çimlerine basılabilen harika bir bahçedir burası
Bu ağaçlar her mevsim ayrı bir renge bürünür ama bahar ve sonbahar renklerine doyum olmaz
SEVGİLER HEPİNİZE