Follow by Email

25 Mayıs 2012 Cuma

Bayan Durkovic'in evi



Bayan Durkovic benim  komşumdu..
70 li yaşlarda  uzun boylu
hem deniz hem toprak insanlarına has,
yaşını göstermeyen vücudu
egenin iki yakasından izler taşıyan karakteristik ses ve aksanıyla uyum içindeydi.
Şehirde herkesi tanır ve tanınırdı

Ölen eşinin mezarına hiç gitmediğini duyduğumda şaşırmıştım
elini kalbinin üzerine koymuş o hep burada zaten demişti
Kocasından aldığı emekli aylığını her şeyin üstünde tutar
her maaş günü onu minnetle dualarla anardı.
Öylesine kanaatkar ve küçük mutlulukların insanıydı

Daha taşındığım anda birbirimize hemen kaynaşıvermiş
yarım saat içinde de:)) kasabanın bütün gelmişini geçmişini  kendisinden öğrenivermiştim
Ailesinin Midilli'den küçük bir kayıkla ve bir sandık eşyayla  gelme hikayesini
mübadil torunu olmanın merakı ile defalarca dinlemiş,
asker abisinin uçağı düştüğünde anacığının saçlarını yola yola
şehri bir baştan başa koşarak  garnizon kapısına dayanmasını anlatırken birlikte ağlamiştık.
Ada şivesiyle
-İşlenirsin be çocuk yapayım sana bir yorgunluk kahveciği  içelim karşılıklı
diye seslenişi hala kulaklarımdadır...
Kahvemin falına bakar
parsel parsel arsacıklar,devlet kapısından şapkalı adamların getirdiği bembeyaz kağıtçıklar, (her zaman gelen şişman postacıyı tarif eder)hemen kapının eşiğine kadar gelmiş ama bir türlü içeri girmeyi beceremeyen tomar tomar paracıklar ve yılan,akrep biçiminde kuyumu kazmaya çalışan bilumum insancıklar o kücücük fincanın içinde beni bekler dururdu:)
İlk soğuklar başladığında bahçeme zeytin odunları fırlatır
üşütmeyesin oğlancığı derdi
Kapımın eşiğine konulan bir şişe zeytinyağı
bazen bir kavanoz zeytin olur
bazen de bahçesinden topladığı ekmek ayvaları duvarıma dizilirdi
Eli açık kendi küçük dünyasında olabildiğince cömertti

Bayan Durkovic'i 25aralık 2007 de sonsuzluğa uğurladık
Evi geçen seneye kadar boş kaldı
O artık yoktu...
Ama ondan kalanlar,
yani eşyaları evin içinde olduğu için midir ?
bilemiyorum..
Tuhaf bir şekilde
bana hala orda yaşıyormuş  gibi gelirdi
Ev ne zaman kiraya verildi.....
Birden her şey yabancılaştı gözümde
Bahçesine bir daha hiç girmedim
Ve bu kış bizi birbirimize bağlayan tahta merdiveni de kırıp sobada yaktım

 BAYAN DURKOVİC'İN AZİZ HATIRASINA

..
Egeye has eski mimari özellikleri taşıyan bu ev
iç içe geçmiş üç oda ve bir mutfaktan oluşur
Hem mutfaktan hemde salondan girilen iki ayrı kapısı vardır
Tavanları yüksektir ,ferahtır
Tam bir yaz evidir anlayacağınız


Sadece özel günlerde açılan misafir odası
Yerden tavana ahşap dolaplarla,raflarla dolu provence mutfağı(ne yazık ki resimler  çok kötü ışıkta çekildiği için koyamıyorum)
1960 lardan kalma koltuklara kendi elleriyle işlediği yastıklar
örtüler,sandalye minderleri,üzerinde yan gelip yattığım divanlar
yeşil beyaz boyalı pancurlar
zeytin odunları
Midilli'de bırakılan çiftliklerin konakların hikayeleri
ve kahvecik falları
çokk uzak birer anı oldular şimdi
sevgiyle saygıyla özlemle anıyorum

Kimi kaneviçe kimi  rengarenk yünlerden
Kendi elleriyle işleyip  ördüğü yastıklar





divanlar...
ah.. o divanlar

 hangimizin evinde yoktu ki
en güzel sohbetler onun üzerinde yapılır
en güzel uykulara orada yatılırdı





üçyüzaltmışbeşgün rüzgarlı 
çamaşırları beş dakikada kurutan geniş balkon
ağaçların ardında deniz var

brokar kumaşlı yaylı kanape
1960 lı yıllarda misafir odalarının kraliçesi  olan bu güzelliği hatıra olarak almadığıma pişmanım






PRENSES nam-ı diğer hırsızlar kraliçesi
Bayan Durkovic'in mutfağının kadrolu hırsızı
... yüzündeki sevinç ifadesine dikkat...eski günler aklına gelmiş olmalı ki nasıl da keyiflenmiş zilli

Bir keresinde kadıncağızın bir kangal sucuğunu çalmıştı
Durkovic kediyi her gördüğünde sanki hadise beş dakika önce olmuş gibi 
ne çaldın be sucukcuğumu diye sitem edip dertlenir
 yanında biri varsa( Prenses için sıradan bir iş olan) çalınan sucuğun hikayesini
 ilk günkü heyecanla uzun uzun anlatır  ve böylece olay güncelliğini hiç yitirmezdi 


Ve.. bu sucuğun hatırası kedide de derin  izler  bırakmış olmalı ki 
Prenses bayan Durkovic'in cenaze törenine katılıp aileden biriymiş gibi son görevini yerine getirdi
Onca kalabalığa  rağmen  iki sandalye arasına konulan tabutun altında tören boyunca sessizce  bekledi.Ne miyavladı ne de bütün kapılar açık olmasına rağmen eve girmeye çalıştı
.Hatta ihtiyar  bir kuzen uğursuzluktur diye Prensesi ormana kadar bir kaç sefer kovaladı.Üzüntülüydüm ama tutucu ihtiyar akrabaların ve Prensesin  hallerini gördükçe içimden kahkahalar atmak geliyordu.Her defasında geri geldi ve ne zaman baktıysam onu orda tabutun altında gördüm Bu benim için çok özel bir anıdır...





 Egeye has demir  pancurlar
kapatamadığında bana seslenir 
.ben arkadan iterken kendisi içerden çekerek
 zar zor çengelini takardık

Bayan Durkovic'in tahta sandalyeleri
Dört adet olup pembeye çalan bir renkleri vardır
Oldum olası tahta sandalyeleri severim
Bn.Durkovic'in Baba Evi




evin ormana açılan kapısı



nnnnnn





16 yorum:

  1. offf off içime işledi bu hikaye ama çok ilginçtir o evde ben olmalıyım diyede bir duygu gelişti bazen seni içine alır sanki yaşamışsın duygusu hissedersinya ben şu anda öyleyim ...
    Sevgiler

    YanıtlaSil
  2. Öyle duygu yüklü ve güzel anlatmışsınız ki duygularınızı ne yazacağımı bilemedim. Çok etkilendiğimi bilmenizi istedim sadece.

    YanıtlaSil
  3. Cok guzel ifade etmissiniz duygularinizi. Kisa metrajli film izler gibi hissettim ve birazcik da sizi kiskandim boyle guzel komsuluk yasadiginiz ve guzel insani tanimis oldugunuz icin ^_* Topragi bol olsun, mutlu haftasonlari

    YanıtlaSil
  4. I just love this! wanna follow each others blog?:X

    FashionSpot.ro

    YanıtlaSil
  5. Hakikaten çok güzel ifade etmişsiniz duyglarınızı, akıcı güzel bir dille ve hoş mekanı cennet olsun. Atalarımızın dediği gibi ev alma komşu al..

    YanıtlaSil
  6. bu yahta sandalyelerin bende çok güzel anıları vardır:)
    paylaşım için teşekkür ederim:)

    YanıtlaSil
  7. ne kadar keyifle okuduysam, bir o kadar da hüzünlendim...
    mekanı cennet olsun. sizin için büyük bir eksiklik...
    sevgilerimle

    YanıtlaSil
  8. çok güzel bir dostluk ve siz de çok güzel anlatmışsınız, allah rahmet eylesin..

    YanıtlaSil
  9. yazdıklarınız cok sevdiğim ama vefat eden yaşlı komşumuzu hatırlattı bana ..nekadar içten yazmışsınız çok etkilendim..komşuluk , paylaşmak ,yardımlaşmak.. bazen en yakın akrabalarınızdan yakındır size..

    bloğunuzu çok beğendim..bundan sonra takipçinizim..benimde 1 haftalık bir bloğum var ..bende sizi kendi bloğuma beklerim:))

    YanıtlaSil
  10. Bayan Durkovic'in hikayesi çok içten ve dokunaklı idi... Etkileyici... Yaşlanan ülkemizde bilmediğimiz birçok Durkovicler var o ise şanslı imiş sizin tarafınızdan tanıldı ve anıldı.
    sayfalarınız çok güzel, yazılarınız samimi... "altıüstü ev kadını" olmak için neler vermezdim dedirtiyor.
    Sevgiler.

    YanıtlaSil
  11. Çok sevgili
    Serap,Okuyan,Ayfer,Carmen,Eagle art studio,Hypo,Asortik krep,Asortik
    Atölye nott,Sevil Aslan ve Sare

    Bayan Durkoviç'in hikayesine göstermiş olduğunuz ilgiye çok teşekkür ederim
    Yoğun bir ay geçiriyorum
    Malum lys imtihanları nedeniyle çocukların peşinde savrulup duruyorum
    Bu nedenle çok değerli yorumlarınıza birebir cevap yazamadım
    Umarım bağışlarsınız
    Hepinize sevgilerimi yolluyorum
    AsyaSD

    YanıtlaSil
  12. gercekten tüylerim diken diken okudum yazınızı ve çok etkilendim....

    YanıtlaSil
  13. ve şimdi prensese ne olacak diye düşünmeden edemiyorum.....

    YanıtlaSil
  14. Yorumunu blogumda yanıtlayıp seni görmeğe geldim. İçten, sıcacık satırları okurken buraya yorum yazmadan devam edemedim. Dolaşmaya devam edeceğim de bir an keşke o eve ben gelseydim komşu olsaydık diye iç geçirdim ben de...

    YanıtlaSil
  15. aaaa yorumum görünmedi,onaylama kaydıda görünmüyordu.Umarım ulaşmıştır.

    YanıtlaSil